Enki’den

özgürlük hakkında
 

Glasnost (açıklık) ve perestroika (yeniden yapılanma)

Posted by admin under Linux, genel, pardus, özgür yazılım ve özgür felsefe on Temmuz 6th, 2009.

Obama ABD nin Gorbaçovudur.

Sonuçlarını hep beraber izleyeceğiz.

Deniz Gezmiş yaşasaydı ya da “Hoşça Kal Yarın”!..

Posted by admin under genel, şiir on Mayıs 6th, 2009.

Yarın… Yani 6 Mayıs 2004. Yani Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın asılarak idam edilmelerinin 32. yıldönümü. Bu gençlerden diyelim ki Deniz Gezmiş idam edilmeyip, müebbet hapse mahkolsaydı, acaba bugün ne iş yapıyor, nasıl yaşıyor olurdu? Siz de bir yandan düşünedurun da benim aklıma şunlar geldi mesela…
Çocuk annede
*Aflar, infaz yasası, şartlı tahliye filan derken, bir süre sonra illa ki ha
pisten çıkardı.
* Siyasi faaliyetlere ve bazı eylemlere devam ettiği için yeniden hapse girerdi.
* Biraz zaman geçtikten sonra muhtemelen yeniden çıkardı.
* Girdiği bir çatışmada ölü olarak ele geçirilirdi.
* Bir şekilde yurtdışına ilerler, siyasi faaliyetlerine orada devam ederdi.
*Ortam uygunlaşınca yeniden memlekete döner, bedelli askerlik yapardı.
*Bedelli askerlik hakkı yoksa sakıncalı piyade olurdu.
Deniz yapım!..
*Boşanmaz, çoluk çocuğa karışır hatta şu sıralarda kucağında torun bile hoplatabilirdi.
* Reklamcı olurdu.
* Yapım şirketi kurardı.
* Yayınevi açar, kaliteli kitaplar basardı.
* Dergi çıkarır, satamaz batar, sonra yeniden toparlanır bir dergi daha çıkarır yine batardı.
* Merkez sağ ya da sol partilerden birine girerdi.
* Gazete yöneticisi, köşe yazarı, editör olurdu.
Baro Başkanı Deniz
* Çıkan öğrenci aflarından da yararlanır, yarım kalan hukuk tahsilini tamamlar, avukatlık yapar, baro başkanlığına adaylığını koyardı.
* İyi bir izdivaç yapar (!) kayınpederin de yardımıyla holdingin üst yönetimine girerdi.
* Sivil toplum örgütlerinde kurucu yönetici olurdu.
*Sinema yönetmeni olur, kendi çektiği bazı kurdelelerde küçük roller bile alırdı.
* Tünel-Galatasaray arası bir yerde küçük bir bar-restoran açar, Timur Selçuk, Ruhi Su, Sümeyra Çakır plakları çalardı.
* Şimdi kendi hayatlarını yazan arkadaşlarıyla birlikte ölen öbür arkadaşlarının kitaplarını yazar, gelirini İnsan Hakları Derneği’ne bağışlardı.
* Memleketi Erzurum’a döner, inzivaya çekilir, tarla toprakla uğraşırdı.
Parka ve o!..
Bunlardan hangisi olurdu bilinmez. Bunun dışında yüzlerce başka alternatif de var ama, onlar da asla bilinmez elbet.
Lakin kesinlikle bilinen bazı şeyler var. Şöyle ki; Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972‘de, henüz 25 yaşındayken idam edildi. Akıllarda en çok; uzun boylu, parkalı, son derece yakışıklı, kapkara gözlü, çatal yürekli bir delikanlının silueti ve onun darağacında söylediği son sözler kaldı.
Merhaba yarın!..
O ve iki arkadaşı Büyük Millet Meclisi’nin onayıyla idam edildikten yıllar sonra “Hoşça Kal Yarın” adlı bir film çekildi. Bu filmde Deniz Gezmiş‘i canlandıran sinema oyuncusu Berhan Şimşek son seçimlerde mebus seçilip Büyük Millet Meclisi’ne girdi.
Ve yarın yine 6 Mayıs… Öyleyse. Öyleyse; “hoşça kal” değil, Merhaba Yarın!..

Mare Nostrum
En uzun koşuysa elbet
Türkiye’de de devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak…
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi… Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun! Can Yücel

http://www.sabah.com.tr/2004/05/05/ay.html

23 nisan için.U.Mumcu

Posted by admin under Linux, genel, pardus, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Nisan 23rd, 2009.

Bugün 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Sizin bayramınız çocuklar. Sizin bayramınız çocuklar. Geleceğe umutla bakın. Eğlenin, gülün, koşun bugün. Sevimli çığlıklarınızla koşmaca oynayın. İp atlayın. Bundan sonra hep birlikte güzel güler göreceğiz, umutlu günler, tasasız, acısız günler göreceğiz.
Doğar doğmaz bakımsızlıktan ölmeyecek kardeşleriniz. Sokaklarda paramparça paçavralar içinde dilenmeyecek, beş on kuruş için avuç açmayacaksınız çocuklar. Üzerinizde yırtık gömleklerle dondurucu buzlar üzerinde dolaşmayacaksınız. Güzel ayakkabılarınız, cici elbiseleriniz, sıcacık evleriniz olacak çocuklar.
Hasta olduğunuz zaman size bakacak doktorlar bulunacak çocuklar. Babanızın doktora, ilaca verecek parası olacak. Doktorsuzluktan, ilaçsızlıktan ölmeyeceksiniz. Babanızın annenizin gözyaşlarıyla yıkanıp, kızamıktan boğmacadan ölmeyeceksiniz çocuklar. Hep birlikte güzel günler göreceğiz. Umutlu günler, tasasız günler göreceğiz.
Dokuz on yaşlarında, fabrikalarda atölyelerde, yüzünüz, eliniz yağ pas içinde çalışmayacak, ağır yükler taşımayacaksınız çocuklar. Siz de yaşıtlarınız gibi okulları bitirecek, mühendis, avukat, doktor olacaksınız. Küçük yaşta çalınmayacak emekleriniz. Alın terleriniz karşılığında paralar girmeyecek zenginlerin ceplerine. Birlikte güzel günler göreceğiz.
Çocuklar bahçelerinin önünde simit satmayacaksınız. Aynı yaşlardaki çocuklar, kaydırak oynarken, atlı karıncalara binerken, içinizi çekerek izlemeyeceksiniz onları. Sizin de oynayacak bahçeniz olacak. Babanızla, annenizle bulvardaki vitrinlerde oyuncaklara bakıp, neden bu pahalı oyuncakları sizlere almadıkları için babanıza, annenize kızmayacaksınız. Hepinizin güzel oyuncakları olacak. Güzel günler göreceğiz. Umutlu günler, tasasız günler göreceğiz birlikte.
Büyük kentlerin sokaklarında başıboş dolaşmayacaksınız. Kirli tuzaklara, acımasız ellere düşmeyeceksiniz. Yaşadığınız o gecekondu mahallesinde oturanlarla, hep birlikte güzel günlerimiz olacak. Uzak çeşmelerden su taşımayacaksınız minicik ellerinizle. Işıklı sokaklarınız, temiz ve şirin evleriniz olacak. Evinizde sular akacak gürül gürül.
Tertemiz önlükleriniz olacak, tertemiz ayakkabılarınız. Ayakkabınız yırtık diye arkadaşlarınızdan utanmayacaksınız. Herkes gibi ders kitaplarınız olacak. Harçlıklarınız olacak. Teneffüslerde renkli gazozlar içeceksiniz. Yoksullukla, acıyla geçmeyecek günleriniz.
Babanızı, annenizi, amcanızı, dayınızı, cezaevlerinin parmaklıkları arasında soluk yüzleriyle görmeyeceksiniz. Yakınlarınız sizler için gözyaşı akıtmayacak. Siz doğmadan babanızı tutuklamayacaklar. Babanıza cezaevi hücrelerinde “geçmiş olsun babacığım” demeyeceksiniz. “Ne zaman eve geleceksin” demeyeceksiniz. Bütün babalarla, bütün annelerle, amcalarla, dayılarla, güzel günler, mutlu günler, tasasız günler göreceğiz.
Düşüncelerinizden dolayı hapsolmayacaksınız. Ülkemizde kimlerin “egemen” olduğunu düşündüğünüz için suçlanmayacaksınız. Beş yıl, on yıl, yirmi yıl cezaevlerinde kalmanıza karar verilmeyecek. Bileklerinize kelepçe takılmayacak. Hücreler kilitlenmeyecek üstünüzden. İşkence evlerinde acıdan çığlıklar atmayacaksınız. İşkencesiz, hapissiz güzel günler göreceğiz çocuklar, umutlu ve tasasız günler göreceğiz.
Sokaklarda, ellerimizde bahar çiçekleri, mutluluk türküleri söyleyeceğiz. Geçirdiğimiz “kara günleri” bir kez daha yaşamayacağız. Yoksullukları geride bırakacağız. Acıları, hapisleri unutacağız hep. Yarınları düşüneceğiz. Umutlu yarınları.
Güzel günler göreceğiz çocuklar. Işıklı günler göreceğiz. Mutlu günler göreceğiz.
Babalarınızın, amcalarınızın, dayılarınızın katlandıkları acılar, sizlere özgür bir ülke bırakabilmek içindi. Güzel günler yaşayacaksınız çocuklar…
(Yeniortam- 23 Haziran 1974)

Hala güncel bir yazı olmasından dolayı utanıyorum çocuklar.

Biri bizi işletiyor.U.Mumcu 1974

Posted by admin under genel on Nisan 21st, 2009.

BİZİ KİM İŞLETİYOR?…

Türkiye’de garip olaylar oluyor. Politikacıların davranışlarına akıl erdirmek çok güç.Olayları şöyle bir sıralayıp düşününce:

- Herhalde biri bizi işletiyor… diye düşünüyor insan ister istemez.

Haksız mıyım? Bakınız: Demirel, 27 Mayıs Devrimi’nin devirdiği “vatana ihanet” suçuyla yargılanıp mahkum ettiği Bayar’a:

- Emrinize bir neferim… deyip devrik cumhurbaşkanının elini öper, iki üç gün sonra da 27 Mayıs Anayasa ve Hürriyet Bayramı’nda “ Atatürk ve Devrim Şehitleri” nin “manevi huzurunda” düğme ilikleyerek saygı duruşunda bulunur. Üstelik bu törenler de Bayar’ı devirenleri de kutlar.

Biri bizi işletiyor herhalde…

Cumhuriyet Senatosu Başkanı Tekin Arıburun, 27 Mayıs Devriminin devirdiği ve Yassıada’ya kapattığı eski Hava Kuvvetleri Komutanıdır. Yıllar geçmiş, şimdi kendisi Senato Başkanı olmuştur. Bugün bu sayın devrik komutanda kendisini deviren ihitalin yıldönümünde tebrikleri kabul etmekte ve “ tebrik ve teşekkür telgrafları teati” etmektedir. Bu kadar gariplik bir arada olamaz.

Biri bizi işletiyor galiba.

Kontenjan Senatörü Faruk Gürler, 27 Mayıs Devrimi’nden hemen sonra kurulan “Silahlı Kuvvetler Birliği” Cuntasının ihtilal toplantılarına katılmış ve ihtilal protokolları imzalanmıştır. Gürler’in “ kuvvetli adam” olduğu günlerde, birçok kimse “gizli örgüt” kurdukları iddiasıyla mahkemelere yollanmıştır. Bir insan hem kendisi “gizli örgütçü” olup, hem başka insanları aynı suçla ezmeye çalışırsa, ortada bir terslik vardır. Yok bu kadarı olamaz.

Biri bizi işletiyor, ama kim?

Eski hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, 12 Mart 1971′den önce bir “ muhtıra” yayınlayarak, bazı siyasal görüşler ileri sürdü. Sonra, 12 Mart’a gelindi ve birçok subay Batur’un onayı ile “ siyasetle iştigal ettikleri” için ordudan uzaklaştırıldı. Batur, emekli olduktan sonra “ uçan general “ başlığıyla yayınlanan bir yazı dizisinde “Cuntacılık” serüvenleri anlattı güzel güzel. Şimdi “ uçan general” senato koltuğuna konmanın heyecanı içindedir.

Nasıl olur bunlar?

İşletildiğimiz kesin de, acaba bizi işleten kim?

Kim işletiyor bizi?

12 Mart’tan sonra, Erbakan’ın başkanlığındaki “Milli Nizam Partisi” laikliğe aykırı tutum nedeniyle Anayasa Mahkemesince kapatıldı. Fakat, her nedense, “Kerameti kendinden menkul bu Atatürkçülük” döneminde, Erbakanın ve arkadaşları hakkında sıkıyönetim komutanları bir kovuşturma açtırmadı. Fakat, İşçi Partisi yöneticileri için başka kurallar uygulandı. Hem partileri kapatıldı, hem siyasetle uğraşmaları yasaklandı, hem de on ikişer, onbeşer yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Şimdi de, 20 “Müslüman Kardeş” in oyları ile afları engellendi üstelik.

Bütün bunlara aklımız ermiyor ne yapalım?

Hukuk kitaplarını açtık, bunların hiç birinin yerini bulamadık. Anlaşılan biri bizi işletiyor açıkça…

İşçi Partisi kapatılmadan önce, Sıkıyönetim Kanununun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Dilekçenin verildiği gece parti yöneticileri evlerinden birer birer toplanarak gözaltına alındı. Sonra TİP yöneticileri, Sıkıyönetim Kanunu, gereğince yargılanmaya başlandı. Bir süre sonra da, Anayasa Mahkemesi Tip’in dilekçesini haklı bularak Sıkıyönetim Kanunu iptal etti. En sonunda parti yöneticileri” Devlet hayatını zaafa uğratmak” gerekçesinin de yeraldığı bir kararla mahkum oldular. “ Şeriatın kestiği parmak acımaz.” İyi ama:

- Bizi işleten kim? İşleten her kimse çıkıp:

- Sizi ben işletiyorum…Dese ne olur sanki? Meraktan çatlıyoruz kaç yıldır…Allah Allah. Bizi işleten kim acaba?

Sıkıyönetim komutanları, 12 Mart döneminden sonra, çeşitli bildiriler yayınladılar, bu arada işyerlerindeki cümle grevleri de yasakladılar. Sonradan bir baktık ki, eski Genelkurmay Başkanı Tağmaç, bol maaşla bir bankaya yönetici olmuş. İzmir Sıkıyönetim Komutanı bir büyük mağazada göreve başlamış, Tütün Paşamız da “ özel sektör” de kendisine uzatılan koltuğa oturmuş. Amerika’ya gezileri bile gidip gelmiş.insanın:

  • Hani Atatürkçülük, hani tarafsızlık?.. diyeceği geliyor ama paşaların bir bildikleri vardır, ne bilelim biz; Özel sektörde iş alıyorlarsa bu da vatanseverliklerinin gereğidir.

    • Fakat biri bizi işletiyor bu kesin. Birtakım terslikler var. Görüyorsunuz.Ama işleten kim; Kim bu adam?

Aklımız karıştı, çıkamadık işin içinden bir türlü.Ne yapsak, ne etsek acaba?

Belki bir çare vardır:”Milli cephe” kuruluyor. Bilirsiniz “Milli takımları” hep yabancı antrenörler çalıştırır Türkiye’de. Bu “Milli cephe” yi de bir yabancı antrenör çalıştıracak herhalde.

Bu “yabancı antrenörü” bir görsek de sorsak!.

Ne de olsa “batılı” adamdır. Rica edersek, belki bizi kırmaz ve bizleri kimin işlettiğini söyler. Söyler de biz de meraktan kurtuluruz:

- Bizi kim işletiyor acaba?…..

(Yeniortam- 2 Haziran 1974)

Uğur mumcu -suçlular ve güçlüler 16.basım.

Sahi bizi kim işletiyor.

Yeni bir şeyler yapmak lazım.

Posted by admin under Linux, genel, pardus, televole, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Nisan 20th, 2009.

Ben ne zaman birşey yazsam birileri kızıyor.Kızsınlar susamam ki.Üstelik bir not defteri var yazılmazsa üzülür.Tıpkı çalınmayan dokunulmayan bir ud gibi çatlar.

Güncel ve ebedi konu, ergenekon.

Özgür yazılım şenliği.

İki satır kod yazdın mı ? Sen ne verdin özgür yazılıma ?

Türkçe bile konuşamayan bu çahil adam bir kaç satır karalayacak .Lütfen kusuruna bakmayın zaten akilbaliğ de değildir suç işleme ehliyeti yoktur.Bu nedenle kale almayıp işinize bakın.

Ergenekon ben ergenekomik diyorum.ergonomik demeyi tercih ederdim.Guya darbecilerin davası.Bana göre bu dava Cumhuriyetçilere Atatürkçülere karşı bir darbe girişimidir.Ve yanlışdır bu girişim sonuçsuz kalmasına rağmen bedeli ağır olacaktır.

Özgür yazılım şenliği.Gittim gördüm yaşadım.Yine geçen yıldan daha ileride ve daha fazla ilgi vardı.İlginin nedeni insanların özgürlüğe açlığımıdır  yoksa bizim tanıtımlarımızmıdır bilemiyorum.Ancak çok hoş diyemsem de çok verimli bir organizasyondu.Gerçi metal yığını bilgi universitesini hiç beğenmedim.Yapı olarak berbat ve sağlıksız.Öğrencilerine ve çalışanlarına acıdım.

Dikkatimi çeken bir hususda bunu şenlikde öğrendim.İkiye ayırdığımız şenlik ve konferans bu şenlik içinde birleşmiş.Çok dikatsiz olmalıyım ki bunu önceden bilemedim şaşırdım.

Şahsımı sorgulayan bazı yazılar okudum.Ortak yanı bu adam iki satır kod yazdımı özgür yazılıma ne verdi diye sormuşlar yada suçlamışlar.Evet iki satırdan fazla kod yazdım eğer html yi kod sayarsanız.Artık yazmıyorum ama sanırım 15-16 yıldır tanışıklığım var.Peki bana bu soruyu soran kişiler kod yazma dışında özgürlük için neler yaptılar diye düşündüğümde ise bu soruyu soranın böyle birşey yapamaycağını hatta cesaret edemeyeceklerini düşündüm.

Neyse bir kaç satır dedim uzadı.Uzun yazmak kötü hem yazana külfet hem okuyana.Zaten okumaz yazmaz bir toplumu fazla zorlamamak lazım.

Kod yazma dışında yaptıklarımı bir başka notdefteri karalamasına koymak üzere.Hoşçakalın.

Bir binanın yıkılması için nelerin yok edilmesi gerekir ?

Posted by admin under genel, pardus, televole, şiir on Mart 8th, 2009.

Türkiye cumhuriyeti yıkılıyor dediğimde şok yaşayanlar olabilir.Bu bir alıştırma değil türk devletlerinin kurulup ve yıkıldığını anlatan istanbul üniversitesinde ki bir siyasal bilimci hocanın yazısını okuyunca aynı şoku bende yaşadım.Adeta bu p… yıkılmasınımı istiyor demiştim. Ancak aradan yıllar geçti.Ve o makaleyi yazan kişiye şu an saygı duyuyorum.Benim düşünemediğimi göremediğimi görmüş.Yıkılmayacak hiç bir şey yok.Din elden gidiyor edebiyatını yapan cahil guruh başarılı olabiliyor.Kubilaylar bize miras kalıyor.O halde yıkılabilecekse önlemi alınmalı…..


Fenerbahçeli
09-19-2007, 09:42 AM

“BOP nedir?
ABD,1960′li yillardan bu yana BOP’tan bahsetmektedir. BOP, alan olarak, Ortadogu ve Kuzey Afrika’yi kapsayan ülkeleri ilgilendiren bir projedir. Sinirlari, FAS ‘tan baslayarak AFGANİSTAN’a kadar uzanan bölgede uygulanacagi söylenen, ama içerigi konusunda kisiden kisiye, ülkeden ülkeye degisik açiklamalarin yapildigi, ayrica uygulanacak ülke halklarinin bilmedigi bir proje olarak görülüyor.
BOP’un açilimi, “Büyük Ortadogu Projesi”dir.
BOP kapsamindaki Müslüman ülkelere “ilimli Islâm modeli” getirilecekmis! Türkiye örnek ülke olacakmis !

FAS tan AFGANİSTAN a kadar !

Fas’ta 1967 yılında kurulmuş şerait yanlısı bir parti.

Adı,

“Justıce and Development Party”

Türkçe Meali

” Adalet ve Kalkınma Partisi”

http://www.pjd.ma/sommaire_en.php3

Parti amblemi de gaz lambası

Tesadüfler eseri olamıyacağı alenen belli !

**********

Saidi Nursi’nin 1907 yılında Sultan Abdülhamid’eyazdığı mektup…

” Nefs-i Van’da medrese nam-ı me’lufiyle,ulum-i diniye ve fünun lazime ile beraber,hiç olmazsa,ellişer talebe bulunmak ve oraca medaro maişetleri hükümei saniyece(hükümet tarafından)tesvid edilmek üzere üç dar-üt-ta’lim te’sis edilmelidir.Bazı medarisinin dahi ihyası ,maddi,manevi KÜRDİSTAN’ın hayat-ı istikbaliyesini temin eden esbab-ı mühimmesindendir.Bununla maarifin temeli teessüs eder”

Açtığım konu tam bunun içindir.Nur talebeleri 100 yıldır bu vasiyetin peşindedir.

ATATÜRK’ün de aynı ilde başka tavsiyesi olmuş ve laik devlet bunu 100.cü Yıl Üni.si olarak açmıştır.Ne yazık ki vasiyetler savaşı hala devam etmektedir…

Bunları yazmayı istemiyordum.Ama yukardaki yazınızı günlerdir düşündüm,forumdaki diğer arkadaşların,sert üslubunuza cevap vermezsem,konuları rasgele açtığım şüphesine kapılırlar kuşkusu ile,yanıt vermenin daha doğru olacağı kanısına vardım…

Laik’im,inanıyorum,asla din düşmanı değilim,inancı ne olursa olsun herkese de eşit durulmasını gerçek laiklik olarak algılıyorum…

Zaten ülkemin sorunundan birisi de laiklik konusundaki açıklığı sağlayamamasıdır…

***********

tanrı bile o kadar işaret ettik anlamadınızsa öküzsünüz çehennemde yanın demiş.Ben ne diyim.

http://www.turkforum.net/showthread.php?t=394777&page=6

Türkiye Cumhuriyeti yıkılıyor.

Posted by admin under genel, pardus, televole, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Mart 6th, 2009.

Yıkılmak. Kiremit tuğla biriket yada başka bir malzemenin inşa olmuş bir yapıdan sökülmesidir.

Evet Gazi Mustafa Kemal ATATÜRKÜN kurduğu ve padişahlığını ilan etmeyip akla en yakın olan sosyal devlet anlayışı içindeki kurduğu devlet yıkılıyor.Evet ilelebet yıkılamaz dediğimiz sistem yıkılıyor.

Neden yıkılıyor ya temele çok güvenen yiyiciler çıkarcılar yüzünden.

Yada  tarikat ve zaviyelerin kaldırılması için çıkan 1936 yılından beri çalışan şeytanlar yüzünden.

Yada sorumsuz tembel kendine demokrat cumhuriyetci solcu yada akılcı diyen kepazeler yüzünden.

Balbay ikdidarı yıkıyormuş. :) Benim hatırladığım 141-142 ve 163 dü. Onlarıda ikdidarın selefi özal kaldırdı.Peki özal kimin selefi şeriatınmı? …..

Arkası yarın . :)

Arkası yarın dediğimde, ŞİMDİ TRT DEN SOLİSTLER GECİDİ.

Posted by admin under Linux, genel, pardus, özgür yazılım ve özgür felsefe on Mart 5th, 2009.

Bir şeyler karalamaya başladığımda hep bir sorun çıkıyor. O nedenle araya müzik koyuyorum.

İşte karşınızda neyzen tevfik kolaylı.

“Mustafa Kemal ile ilk kez Balıkesir’de karşılaşır.
Atatürk Neyzeni çağırdı ve Neyzen’in elini kalbinin üstünde uzun bir süre tuttuktan sonra:
–Ne büyük, kuvvetli ruhun var, dedi.
–Neyzen ne istersin.söyle?
–Sayende herşeyim var, Teşekkür ederim.
–Bir şey iste canım!
–Bir nüfus tezkeresi versinler, emrediniz.
Mustafa Kemal hayretle; “Senin nüfus tezkeren yok mu?”
–Hayır, bundan evvel hükümet yoktu ki nüfus tezkerem olsun!”

Sunucumun nazar degmedigi anda arkası elecektir.

Özgürlük benim karekterimdir (nihadım’dır).gmka

Posted by admin under Linux, genel, pardus, televole, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Şubat 23rd, 2009.

Başlığı yazınca yine anlamayıp saçma yorumlar saldırlar yapacakları düşünüp benim konuşma dilimde açıklamam gerekir diye yazıyorum. ” Bağımsızlık benim karekterimdir”  diyen bir adam vardır .Beni de kandırıp tüm yaşamını adadığım bir felsefeyi savunan.

İşde bu yüzdendir ki ; matematikçi oldum

yine bu yüden matematiği terkedip avukat oldum.

Yine bu nedendir ki bilgi ve bilişim çağında özgür yazılımcı oldum.

Bu adam özgürlükçü idi tüm dünyada ve anadoluda barışı ve özgürlüğü istiyordu.

E bu adam benden  26 yıl önce dünyayı terketmesine rağmen ben nasıl hala aynı mücadeliyi vermek zorunda idim.Bu adam mı yeteneksizdi yoksa benden önce o adamı sevenler yolunda ilerleyenler mi ?

Şimdilerde gülümsüyorum acı acı. Benim gibi bu adamın felsefesi ile yaşadığını düşündüğüm insanların % 90 nın çıkarcı işbilirci ve 2 cent için herşeyini satan insanlar olduğunu görüyorum.

Benim küfürlerim bu insanları üzüyor.Oysa üzülmesi gerekenler o adamın felsefesinde olmayanlar olmalı.

Netice : O adam yalnız . O adam güçlü. O adamada, O.Ç nada empati kurmak günün geçerli felsefesi.

devamı yarın….

eksiklikmi erdemmi.

Posted by admin under genel, pardus, televole, şiir on Şubat 11th, 2009.

Kendime bakıyorum enki diyorum boyle yapmamalısın.Böyle yaparsan apartman çocukları sermayeden beslenen bürokrat veletleri bundan fayda sağlarlar.Sende hiç bir şey kazanamadığın gibi bu it köğeğe servis yapmış olursun.
Sonra düşünüyorum benim menfaat sağlamak gibi çabam olmadığına göre bu hamburger veletlerine ne gerekirse söylemem lazım diye düşünüyorum.
Bu arada chp yi satıp baykal hissesi yapanları görüyorum. Hem çarşaflıyorlar hem tarikata yamıyorlar.

Sonra enki düşünür. Derki ; bu memleket te pezevenk bitmez satan bitmez kişisel çıkar ve egosu yüzünden mesleğini satan ülkesini satan bitmez.Ancak ekonomisi teğet geçen ülkede herkes hesabını yapar.Yapar da bu kimin kesesinden onu enki bilmez.

İşde bu nedenlerle kişisel çıkarları ile ona buna bok atanlara partilerini satanlara ülkelerini satanlara enki sadece DEFOL GİT. der.

enki halen burada yukarıda adı sanı anılan çekirgelerin bilgilerine.

Sonraki Sayfa »
Özgürlük için Pardus-Linux.Org!