Enki’den

özgürlük hakkında
 

23 nisan için.U.Mumcu

Posted by admin under Linux, genel, pardus, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Nisan 23rd, 2009.

Bugün 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Sizin bayramınız çocuklar. Sizin bayramınız çocuklar. Geleceğe umutla bakın. Eğlenin, gülün, koşun bugün. Sevimli çığlıklarınızla koşmaca oynayın. İp atlayın. Bundan sonra hep birlikte güzel güler göreceğiz, umutlu günler, tasasız, acısız günler göreceğiz.
Doğar doğmaz bakımsızlıktan ölmeyecek kardeşleriniz. Sokaklarda paramparça paçavralar içinde dilenmeyecek, beş on kuruş için avuç açmayacaksınız çocuklar. Üzerinizde yırtık gömleklerle dondurucu buzlar üzerinde dolaşmayacaksınız. Güzel ayakkabılarınız, cici elbiseleriniz, sıcacık evleriniz olacak çocuklar.
Hasta olduğunuz zaman size bakacak doktorlar bulunacak çocuklar. Babanızın doktora, ilaca verecek parası olacak. Doktorsuzluktan, ilaçsızlıktan ölmeyeceksiniz. Babanızın annenizin gözyaşlarıyla yıkanıp, kızamıktan boğmacadan ölmeyeceksiniz çocuklar. Hep birlikte güzel günler göreceğiz. Umutlu günler, tasasız günler göreceğiz.
Dokuz on yaşlarında, fabrikalarda atölyelerde, yüzünüz, eliniz yağ pas içinde çalışmayacak, ağır yükler taşımayacaksınız çocuklar. Siz de yaşıtlarınız gibi okulları bitirecek, mühendis, avukat, doktor olacaksınız. Küçük yaşta çalınmayacak emekleriniz. Alın terleriniz karşılığında paralar girmeyecek zenginlerin ceplerine. Birlikte güzel günler göreceğiz.
Çocuklar bahçelerinin önünde simit satmayacaksınız. Aynı yaşlardaki çocuklar, kaydırak oynarken, atlı karıncalara binerken, içinizi çekerek izlemeyeceksiniz onları. Sizin de oynayacak bahçeniz olacak. Babanızla, annenizle bulvardaki vitrinlerde oyuncaklara bakıp, neden bu pahalı oyuncakları sizlere almadıkları için babanıza, annenize kızmayacaksınız. Hepinizin güzel oyuncakları olacak. Güzel günler göreceğiz. Umutlu günler, tasasız günler göreceğiz birlikte.
Büyük kentlerin sokaklarında başıboş dolaşmayacaksınız. Kirli tuzaklara, acımasız ellere düşmeyeceksiniz. Yaşadığınız o gecekondu mahallesinde oturanlarla, hep birlikte güzel günlerimiz olacak. Uzak çeşmelerden su taşımayacaksınız minicik ellerinizle. Işıklı sokaklarınız, temiz ve şirin evleriniz olacak. Evinizde sular akacak gürül gürül.
Tertemiz önlükleriniz olacak, tertemiz ayakkabılarınız. Ayakkabınız yırtık diye arkadaşlarınızdan utanmayacaksınız. Herkes gibi ders kitaplarınız olacak. Harçlıklarınız olacak. Teneffüslerde renkli gazozlar içeceksiniz. Yoksullukla, acıyla geçmeyecek günleriniz.
Babanızı, annenizi, amcanızı, dayınızı, cezaevlerinin parmaklıkları arasında soluk yüzleriyle görmeyeceksiniz. Yakınlarınız sizler için gözyaşı akıtmayacak. Siz doğmadan babanızı tutuklamayacaklar. Babanıza cezaevi hücrelerinde “geçmiş olsun babacığım” demeyeceksiniz. “Ne zaman eve geleceksin” demeyeceksiniz. Bütün babalarla, bütün annelerle, amcalarla, dayılarla, güzel günler, mutlu günler, tasasız günler göreceğiz.
Düşüncelerinizden dolayı hapsolmayacaksınız. Ülkemizde kimlerin “egemen” olduğunu düşündüğünüz için suçlanmayacaksınız. Beş yıl, on yıl, yirmi yıl cezaevlerinde kalmanıza karar verilmeyecek. Bileklerinize kelepçe takılmayacak. Hücreler kilitlenmeyecek üstünüzden. İşkence evlerinde acıdan çığlıklar atmayacaksınız. İşkencesiz, hapissiz güzel günler göreceğiz çocuklar, umutlu ve tasasız günler göreceğiz.
Sokaklarda, ellerimizde bahar çiçekleri, mutluluk türküleri söyleyeceğiz. Geçirdiğimiz “kara günleri” bir kez daha yaşamayacağız. Yoksullukları geride bırakacağız. Acıları, hapisleri unutacağız hep. Yarınları düşüneceğiz. Umutlu yarınları.
Güzel günler göreceğiz çocuklar. Işıklı günler göreceğiz. Mutlu günler göreceğiz.
Babalarınızın, amcalarınızın, dayılarınızın katlandıkları acılar, sizlere özgür bir ülke bırakabilmek içindi. Güzel günler yaşayacaksınız çocuklar…
(Yeniortam- 23 Haziran 1974)

Hala güncel bir yazı olmasından dolayı utanıyorum çocuklar.

Biri bizi işletiyor.U.Mumcu 1974

Posted by admin under genel on Nisan 21st, 2009.

BİZİ KİM İŞLETİYOR?…

Türkiye’de garip olaylar oluyor. Politikacıların davranışlarına akıl erdirmek çok güç.Olayları şöyle bir sıralayıp düşününce:

- Herhalde biri bizi işletiyor… diye düşünüyor insan ister istemez.

Haksız mıyım? Bakınız: Demirel, 27 Mayıs Devrimi’nin devirdiği “vatana ihanet” suçuyla yargılanıp mahkum ettiği Bayar’a:

- Emrinize bir neferim… deyip devrik cumhurbaşkanının elini öper, iki üç gün sonra da 27 Mayıs Anayasa ve Hürriyet Bayramı’nda “ Atatürk ve Devrim Şehitleri” nin “manevi huzurunda” düğme ilikleyerek saygı duruşunda bulunur. Üstelik bu törenler de Bayar’ı devirenleri de kutlar.

Biri bizi işletiyor herhalde…

Cumhuriyet Senatosu Başkanı Tekin Arıburun, 27 Mayıs Devriminin devirdiği ve Yassıada’ya kapattığı eski Hava Kuvvetleri Komutanıdır. Yıllar geçmiş, şimdi kendisi Senato Başkanı olmuştur. Bugün bu sayın devrik komutanda kendisini deviren ihitalin yıldönümünde tebrikleri kabul etmekte ve “ tebrik ve teşekkür telgrafları teati” etmektedir. Bu kadar gariplik bir arada olamaz.

Biri bizi işletiyor galiba.

Kontenjan Senatörü Faruk Gürler, 27 Mayıs Devrimi’nden hemen sonra kurulan “Silahlı Kuvvetler Birliği” Cuntasının ihtilal toplantılarına katılmış ve ihtilal protokolları imzalanmıştır. Gürler’in “ kuvvetli adam” olduğu günlerde, birçok kimse “gizli örgüt” kurdukları iddiasıyla mahkemelere yollanmıştır. Bir insan hem kendisi “gizli örgütçü” olup, hem başka insanları aynı suçla ezmeye çalışırsa, ortada bir terslik vardır. Yok bu kadarı olamaz.

Biri bizi işletiyor, ama kim?

Eski hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, 12 Mart 1971′den önce bir “ muhtıra” yayınlayarak, bazı siyasal görüşler ileri sürdü. Sonra, 12 Mart’a gelindi ve birçok subay Batur’un onayı ile “ siyasetle iştigal ettikleri” için ordudan uzaklaştırıldı. Batur, emekli olduktan sonra “ uçan general “ başlığıyla yayınlanan bir yazı dizisinde “Cuntacılık” serüvenleri anlattı güzel güzel. Şimdi “ uçan general” senato koltuğuna konmanın heyecanı içindedir.

Nasıl olur bunlar?

İşletildiğimiz kesin de, acaba bizi işleten kim?

Kim işletiyor bizi?

12 Mart’tan sonra, Erbakan’ın başkanlığındaki “Milli Nizam Partisi” laikliğe aykırı tutum nedeniyle Anayasa Mahkemesince kapatıldı. Fakat, her nedense, “Kerameti kendinden menkul bu Atatürkçülük” döneminde, Erbakanın ve arkadaşları hakkında sıkıyönetim komutanları bir kovuşturma açtırmadı. Fakat, İşçi Partisi yöneticileri için başka kurallar uygulandı. Hem partileri kapatıldı, hem siyasetle uğraşmaları yasaklandı, hem de on ikişer, onbeşer yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Şimdi de, 20 “Müslüman Kardeş” in oyları ile afları engellendi üstelik.

Bütün bunlara aklımız ermiyor ne yapalım?

Hukuk kitaplarını açtık, bunların hiç birinin yerini bulamadık. Anlaşılan biri bizi işletiyor açıkça…

İşçi Partisi kapatılmadan önce, Sıkıyönetim Kanununun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Dilekçenin verildiği gece parti yöneticileri evlerinden birer birer toplanarak gözaltına alındı. Sonra TİP yöneticileri, Sıkıyönetim Kanunu, gereğince yargılanmaya başlandı. Bir süre sonra da, Anayasa Mahkemesi Tip’in dilekçesini haklı bularak Sıkıyönetim Kanunu iptal etti. En sonunda parti yöneticileri” Devlet hayatını zaafa uğratmak” gerekçesinin de yeraldığı bir kararla mahkum oldular. “ Şeriatın kestiği parmak acımaz.” İyi ama:

- Bizi işleten kim? İşleten her kimse çıkıp:

- Sizi ben işletiyorum…Dese ne olur sanki? Meraktan çatlıyoruz kaç yıldır…Allah Allah. Bizi işleten kim acaba?

Sıkıyönetim komutanları, 12 Mart döneminden sonra, çeşitli bildiriler yayınladılar, bu arada işyerlerindeki cümle grevleri de yasakladılar. Sonradan bir baktık ki, eski Genelkurmay Başkanı Tağmaç, bol maaşla bir bankaya yönetici olmuş. İzmir Sıkıyönetim Komutanı bir büyük mağazada göreve başlamış, Tütün Paşamız da “ özel sektör” de kendisine uzatılan koltuğa oturmuş. Amerika’ya gezileri bile gidip gelmiş.insanın:

  • Hani Atatürkçülük, hani tarafsızlık?.. diyeceği geliyor ama paşaların bir bildikleri vardır, ne bilelim biz; Özel sektörde iş alıyorlarsa bu da vatanseverliklerinin gereğidir.

    • Fakat biri bizi işletiyor bu kesin. Birtakım terslikler var. Görüyorsunuz.Ama işleten kim; Kim bu adam?

Aklımız karıştı, çıkamadık işin içinden bir türlü.Ne yapsak, ne etsek acaba?

Belki bir çare vardır:”Milli cephe” kuruluyor. Bilirsiniz “Milli takımları” hep yabancı antrenörler çalıştırır Türkiye’de. Bu “Milli cephe” yi de bir yabancı antrenör çalıştıracak herhalde.

Bu “yabancı antrenörü” bir görsek de sorsak!.

Ne de olsa “batılı” adamdır. Rica edersek, belki bizi kırmaz ve bizleri kimin işlettiğini söyler. Söyler de biz de meraktan kurtuluruz:

- Bizi kim işletiyor acaba?…..

(Yeniortam- 2 Haziran 1974)

Uğur mumcu -suçlular ve güçlüler 16.basım.

Sahi bizi kim işletiyor.

Yeni bir şeyler yapmak lazım.

Posted by admin under Linux, genel, pardus, televole, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Nisan 20th, 2009.

Ben ne zaman birşey yazsam birileri kızıyor.Kızsınlar susamam ki.Üstelik bir not defteri var yazılmazsa üzülür.Tıpkı çalınmayan dokunulmayan bir ud gibi çatlar.

Güncel ve ebedi konu, ergenekon.

Özgür yazılım şenliği.

İki satır kod yazdın mı ? Sen ne verdin özgür yazılıma ?

Türkçe bile konuşamayan bu çahil adam bir kaç satır karalayacak .Lütfen kusuruna bakmayın zaten akilbaliğ de değildir suç işleme ehliyeti yoktur.Bu nedenle kale almayıp işinize bakın.

Ergenekon ben ergenekomik diyorum.ergonomik demeyi tercih ederdim.Guya darbecilerin davası.Bana göre bu dava Cumhuriyetçilere Atatürkçülere karşı bir darbe girişimidir.Ve yanlışdır bu girişim sonuçsuz kalmasına rağmen bedeli ağır olacaktır.

Özgür yazılım şenliği.Gittim gördüm yaşadım.Yine geçen yıldan daha ileride ve daha fazla ilgi vardı.İlginin nedeni insanların özgürlüğe açlığımıdır  yoksa bizim tanıtımlarımızmıdır bilemiyorum.Ancak çok hoş diyemsem de çok verimli bir organizasyondu.Gerçi metal yığını bilgi universitesini hiç beğenmedim.Yapı olarak berbat ve sağlıksız.Öğrencilerine ve çalışanlarına acıdım.

Dikkatimi çeken bir hususda bunu şenlikde öğrendim.İkiye ayırdığımız şenlik ve konferans bu şenlik içinde birleşmiş.Çok dikatsiz olmalıyım ki bunu önceden bilemedim şaşırdım.

Şahsımı sorgulayan bazı yazılar okudum.Ortak yanı bu adam iki satır kod yazdımı özgür yazılıma ne verdi diye sormuşlar yada suçlamışlar.Evet iki satırdan fazla kod yazdım eğer html yi kod sayarsanız.Artık yazmıyorum ama sanırım 15-16 yıldır tanışıklığım var.Peki bana bu soruyu soran kişiler kod yazma dışında özgürlük için neler yaptılar diye düşündüğümde ise bu soruyu soranın böyle birşey yapamaycağını hatta cesaret edemeyeceklerini düşündüm.

Neyse bir kaç satır dedim uzadı.Uzun yazmak kötü hem yazana külfet hem okuyana.Zaten okumaz yazmaz bir toplumu fazla zorlamamak lazım.

Kod yazma dışında yaptıklarımı bir başka notdefteri karalamasına koymak üzere.Hoşçakalın.

Özgürlük için Pardus-Linux.Org!