Enki’den

özgürlük hakkında
 

Özgürlük benim karekterimdir (nihadım’dır).gmka

Posted by admin under Linux, genel, pardus, televole, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Şubat 23rd, 2009.

Başlığı yazınca yine anlamayıp saçma yorumlar saldırlar yapacakları düşünüp benim konuşma dilimde açıklamam gerekir diye yazıyorum. ” Bağımsızlık benim karekterimdir”  diyen bir adam vardır .Beni de kandırıp tüm yaşamını adadığım bir felsefeyi savunan.

İşde bu yüzdendir ki ; matematikçi oldum

yine bu yüden matematiği terkedip avukat oldum.

Yine bu nedendir ki bilgi ve bilişim çağında özgür yazılımcı oldum.

Bu adam özgürlükçü idi tüm dünyada ve anadoluda barışı ve özgürlüğü istiyordu.

E bu adam benden  26 yıl önce dünyayı terketmesine rağmen ben nasıl hala aynı mücadeliyi vermek zorunda idim.Bu adam mı yeteneksizdi yoksa benden önce o adamı sevenler yolunda ilerleyenler mi ?

Şimdilerde gülümsüyorum acı acı. Benim gibi bu adamın felsefesi ile yaşadığını düşündüğüm insanların % 90 nın çıkarcı işbilirci ve 2 cent için herşeyini satan insanlar olduğunu görüyorum.

Benim küfürlerim bu insanları üzüyor.Oysa üzülmesi gerekenler o adamın felsefesinde olmayanlar olmalı.

Netice : O adam yalnız . O adam güçlü. O adamada, O.Ç nada empati kurmak günün geçerli felsefesi.

devamı yarın….

eksiklikmi erdemmi.

Posted by admin under genel, pardus, televole, şiir on Şubat 11th, 2009.

Kendime bakıyorum enki diyorum boyle yapmamalısın.Böyle yaparsan apartman çocukları sermayeden beslenen bürokrat veletleri bundan fayda sağlarlar.Sende hiç bir şey kazanamadığın gibi bu it köğeğe servis yapmış olursun.
Sonra düşünüyorum benim menfaat sağlamak gibi çabam olmadığına göre bu hamburger veletlerine ne gerekirse söylemem lazım diye düşünüyorum.
Bu arada chp yi satıp baykal hissesi yapanları görüyorum. Hem çarşaflıyorlar hem tarikata yamıyorlar.

Sonra enki düşünür. Derki ; bu memleket te pezevenk bitmez satan bitmez kişisel çıkar ve egosu yüzünden mesleğini satan ülkesini satan bitmez.Ancak ekonomisi teğet geçen ülkede herkes hesabını yapar.Yapar da bu kimin kesesinden onu enki bilmez.

İşde bu nedenlerle kişisel çıkarları ile ona buna bok atanlara partilerini satanlara ülkelerini satanlara enki sadece DEFOL GİT. der.

enki halen burada yukarıda adı sanı anılan çekirgelerin bilgilerine.

Başbakan ve davos

Posted by admin under genel on Ocak 29th, 2009.

İlk defa erdoğanı taktir ettim.
Hiç bir TC başbakanına elle taciz yapılamaz.
Kişisel düşüncelerini de ifade edebilmeli.
Ancak TC başbakanına saygı duymayan ve konuşmasını elle kolla kesmeye çalışan bir ortamı terketmesi nedeni ile kasım paşalı rizeli kabadayı başbakanı tebrik ediyorum.Davos zenginler kulubünün alış veriş merkezidir. Bizim orda işimiz yok.

Bilişim Demokrasi Ve Seçmen.

Posted by admin under Linux, genel, pardus, özgür yazılım ve özgür felsefe on Ocak 27th, 2009.

Yine laf olsun diye yazıyorum.İmla kurallarına dikkat etmeden.İstemeyen okumasın yada hatalarımı düzeltsin. Bugün Ankara barosunun organize ettiği inetd nin düzenlediği bir panel yapıldı.Konu nun adı her ne kadar seçmen kütüklerinde teknik ve hukuki değerlendirme olsa da bana göre konu bilişim ve demokrasi idi.Nedeni de seçmenini sayamayan bilişimciler yada bilişim ortamı olması. Evet seçmenlerimizi kesin bulgularla sayamamışız. Peki seçmenini sayamayan seçimi nasıl adil yapabilir.Ve demokrasinin olmazsa olmazı seçmenlerin oyları ile adayların seçilmesini nasıl sağlayabiliriz. Çok önemli bir panel olmasına rağmen gerektiği ilgiyi gördüğünü söyleyemem.Bu nedenle de kellelermi dersiniz koyunlarmı dersiniz sayılmayı yada doğru sayılmayı yada bunların sonuçlarını önemsemiyor olarak değerlendiriyorum. Neyse meselenin özüne girersek YSK nın seçmen sayımı yapmadığı TUİK in elde ettiği bilgilere dayalı olarak adrese dayalı seçmen kütüğü oluşturuldugu bunun sonucunda da yürütmenin tespitlerinin yargı tespiti haline geldiğini bunlarında gerekli bilişim bilgisi ve olanağı olmayan bir yapı içinde seçmenlerimizin tespit edildiği (edilemediği) ortaya çıktı.Yani yeteneksiz ve sahte bilişim basit iki işlemi eline gözüne bulaştırmış. Sonucunda bu şekilde yapılacak bir seçim seçmen iradesini göstermeyecek.Kim gerçek kim sanal kim kaç oy kullanabilir kimin oyu sayılmamalı belli degil. panelin sonunda ortaya çıkan şey ise seçmenlerin mutlaka kına yakması boyanması oldu.Bencede şu aşamada başka çare yok gibi. Benim önerim ise seçmenini sayamayanlar seçenlerini (oy kullananları ) saysınlar. Nasıl mı ? seçim yerleri girişlerine birer kamera konulup seçmeye gelen seçmen gülümseyerek eline kafa kağıdını alıp “ben abdulrezzak Çoksever ” deyip gülümsemesi ve bunların kayıt altına alınmasıdır. Belki bu şekilde bilişimin namusu kurtulur. :) Duyarsız kalmayın seçimler yeşilçam filmi değil iradenizin sonuçları siz bilişimcileri yönetecek ve karar alacak belkide mandasoft kullanmayı zorunlu hale getirecek….

uğurlar olsun.

Posted by admin under Linux, genel, pardus, televole, özgür yazılım ve özgür felsefe, şiir on Ocak 23rd, 2009.

24.ocak 1993 günü evinin önünde katledilen özgürlük savaşcısı ,kendini halkına feda eden hukukcu gazeteci araştırmacı NAMUSLU insanı unutmadık.UĞURLAR OLA !

” Uğurlarola”

Her Türk Özgür Doğar !

Posted by admin under Linux, genel, özgür yazılım ve özgür felsefe on Ocak 14th, 2009.

Doğmak özgürlüğü.Hemen akabinde hastanede esir kalma özgürlüğü dengesiz ve yetersiz beslenme özgürlüğü . Salgın hastalıklara yakalanma özgürlüğü.Menenjit tüberküloz vsr gibi hastalıklara yakalanarak sakat kalma özgürlüğü.Okulda eğitilmeme ve öğrenmeme özgürlüğü.Taciz ve tartaklanma aşağılanma özgürlüğü.İşkence ve kötü muamele görme özgürlüğü.Töre cinayeti işleme ve maduru olma özgürlüğü.Bodro mahkumu ve işsiz olma özgürlüğü.Aç kalma ve suçlu olma özgürlüğü.Vergi verme özgürlüğü. Aciz ve iflas etme mahcuz olma özgürlüğü.Ana baba olma özgürlüğü.Asker olma şehit olma özgürlüğü.Özel hayatının olmaması özgürlüğü.Herşeyinin izlenmesi kayıt altına alınması özgürlüğü.Ağlama ve salak salak gülme özgürlüğü.Köle olarak yönetilme özgürlüğü.Hakkın rahmetine kavuşmak özgürlüğü.Ve daha nice sonsuz özgürlükler bizler için var.Ve bu özgürlüklerimizle ulu yüce devletimizi ayakta tutuyoruz.Tanrı Bağımsız Devletimize zeval vermesin.

Yeni bir şeyler yapmak lazım.

Posted by admin under Linux, genel, pardus on Aralık 26th, 2008.

Bu günlüğü/aylığı isteyerek emek vererek yaptım ama şimdi benden bana vakit ayır diyor.O halde yeni birşeyler yazmalı hem kendim orgazm olmalıyım hemde okuyanları belli oranda tatmin etmeli.

Şimdi  günlük ya ; deme liyim ki en son yazdıgımdan sonra mandasoftsuz bilsayar nasıl alınır davası acıldı,

bilişim 2008 e gidip dilim döndüğü kadar özgürlük karşıtlarına akşettim,

sonrasında inet13 e gittim 13 rakamı uğurlu geldi akşetirdiklerim aşık oldu,

Ha birde başımın belası pardus var . Onada çok şey yaptım yapıyorum onlarıda anlatmalıyım.

pardus da tespit ettiğim şeyler ; 4 seneye yaklaşık adam toplayıp ekibe yolladıgım tamirci  çırağı gibi aşağılanmalara katlanamayıp terkedenlerden sonra gönüllü arıyormuş/lazımmış. :) herkese lazım ama adam olana demek de lazım.

Yine bu arada pardus için barıştan istedigim , gönüllü olmasına ragmen ai ve et demesini bilmeyip terkeden fırat ın yazdıgı goopi yi yazmasını istedim. oda aldı yeniden yazdı.(goopi= googlenin programlarını tıklayarak pardusa kuran araç) PLO depolarında duruyor.

Başka birde , penguenlerin kedilerin uğrak yeri olacak bir yer yapalımmı ?   için , kedi-penguenlere soru sordum.Kabul ettiler yarın halledecegim. Artık kedilerin ve penguenlerin gittiginde familyalarından dolayı indirim yapılacagı bir kafetaryası olacak ankara-yüksel civarında.

Başka ne yaptım. Hıımmm ” anayasanın değişemez hükümlerini nasıl değişir” konusunda işçi partisinin ibdac üyesi oldugunu iddia ettiği hukukcu olmayan bir yuksek mahkeme başkanının , beyanları yüzünden Türkhukuk kurumunda bir panele katıldım.Artık biliyorum değişmez hükümler nasıl değişir. :)

Başka özgür yazılım kütüğü oluşması önerisinde bulundum ses soluk yok .

Bu arada ozguryazılım.com faaliyete geçmiş uzun süreden sonra.tebrik ediyor başarı diliyorum.Bu tür oluşumlar ne kadar başarılı olursa ben o kadar az saçmalarım sanırım.Sadece not olarak konuşmak yerine yapmak lazım da demek lazım.

Haaa bir şey daha lkd gezegeninde okudum avrupada bir sivil oluşum varmış ve pardus projesinin muduru ile milli işletim sistemimizi konusmuş denemiş ve yazmış.pardus 2008.2 olmayacakmış. Süleyman adı sanırım raporunda pardusun forumu olmadıgını yazmış. :) Bu süleymanın googlede pardus yazıp ara demesini bilmemesimi yoksa engellenmesimi tuhaf ben anlamdım.

Neyse uzattım özgür türkiye için özgür düşünenlere , özgür yazılım için özgür insanlara ihtiyac var. pardus içinde dürüst insanlara…..

çikolata adam.

Posted by admin under Linux, genel on Kasım 5th, 2008.

Uzun zamandır LKD gezegenine iniş için bekliyordum.Yada baş vuralı uzun zaman olmuştu.Kişisel olarak zenci kategorisinde göründüğüm gibi bir alınganlığım da var.Nihayetinde gezegene iniş gerçekleşmiş.Bunu bir arkadaşımla paylaştığımda bana hemen ” Kendini ne zaman attırmayı planlıyorsun”sorusu geldi.Oysa benim hiç bir yerde boyle bir isteğim olmadı.Malisef ikinci nesil uzaylı gibi bazı yeni kavramlara uyum sağlayamıyorum.Sanal yada yapay empati gibi.Bize harbi olmak ve için dışın ne ise oyle davranmak öğretildi.Bu nedenle kıvıramıyoruz pek.

Çikolata adam lazım bize de bizi şirin gösterecek.Nasılsa değişmeyeceğim yada benim gibiler değişemeycek o halde bizede amerikan icadı çikolata adam lazım sevimli gösterecek.Evet dünyanın efendisinin seçimi yapıldı ve bir çikolata adam kral oldu.Oldukça empatik ve oldukca idealist sözler söyledi.Herkes sevdi ve sevindi.Bu çikolata adam tekelciliğede karşı cıkar haksız rekabeti önler insanlığın gelişimi için eşit fırsat olanaklarını tanır.Fakirleri korur gözetir.Babaları müslümanmış dini inançları müslümanları 11 eylül katili gibi görmeyi engeller belki. :) Neyse uzatmadan herkese selam.

Değişen hiç bir şey yok yine newyorklu beyaz yakalı kapitalistler ellerinden gelen çıkarcı ilişkileri sürdürecekler sömürmeye devam edecekler öldürmeye devam edecekler.Biz de çikolata çocukla teselli olmaya çalışacagız. Tabi sizde.

karma ekonomi-kapitalizm değil.

Posted by admin under genel, özgür yazılım ve özgür felsefe on Ekim 23rd, 2008.

17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında İzmir’de eski Banka-Han olan binada yapıldı.İktisat vekili Mahmut Esat (Bozkurt) Bey’in 13 Şubat 1923 tarihinde verdiği beyanata göre Türkiye İktisat Kongresi “Hükümetin Delaleti” ile toplanmıştır. Anadolu Ajansı 13 Şubat 1923′de Mahmut Esat (Bozkurt) Bey, aynı beyanat da Kongrenin amacını şu şekilde belirtmektedir : “Bu Kongreyi millet ve memleketimizin kabiliyet ihtiyacat-ı iktisadiye sini elbirliği ile tetkik ederek ona göre bir ittila usulü vaz ve tetkik eylemek aynı zamanda memleketimizin muhtelif ve şimdiye kadar yek diğerine yabancı kalmış iktisat amillerinin birbiri ile tanıştırmak için açıyoruz”. Kongrede ele alınacak sorunlardan bazılarını Kongre Heyeti;Türkiye’de kredi meselesi,İstihsalin tanzimi,Gümrük meselesi,Vergiler,Vesait-i Nakliye başlıkları altında ayrıntılı bir rapor şeklinde işleyerek; 23 Şubat 1923′de yayınlamıştır.
Türkiye’nin çiftçi, tüccar, sanayi ve işçi zümrelerinden seçilen 1135 üyenin katıldığı bu kongrede bir Misak-ı iktisadi ile çiftçi, tüccar, sanayi ve işçi gruplarının hazırladıkları “İktisadi Esaslar” tartışıldı ve kabul edildi.
İzmir’in kurtuluşundan 5 ay sonra ve Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından 4 ay önce toplanan Türkiye İktisat Kongresi Anadolu kurtuluş hareketinin iktisadi yönünü göstermesi bakımından, son derece önemlidir. Anadolu Ajansı’nın 5 Mart 1923 tarihli bir haberinde; “tab ve neşredilecek bilumum kitapların ilk sahifelerinde Misak-ı İktisadi esasları gayet okunaklı bir surette yazılacaktır. Kongre Divanınca bu babda alakadarına tebligat icrasına karar verilmiştir” denilmesine rağmen iktisat kongresi ile ilgili tebliğler sadece Osmanlıca “İktisat Esaslarımız” adlı bir kitapçık ta yayınlanmıştır. Kongreye her kazadan gönderilen sekiz kişi Atatürk’ün açılış nutkunda belirttiği üzere milleti temsil ediyor ve delegelerin söyleyeceklerine itibar edeceklerini bildiriyordu. Tüm bunlara rağmen,toprağa sahip olmadan çalışan ortakçı ve yarıcının kongrede tam olarak temsil edilemediği de aşikardır.
Öte yandan işçi grubunun iktisat esaslarının 34. maddesi tarım işçilerinin ve toprağa sahip olmayan köylünün kongrede temsil olunmadığı kanısını doğrulayacak niteliktedir. Bu maddeye göre “Ziraat işlerinde kullanılan işçiler yukarıdaki (işçi grubunun iktisat esaslarını içeren) maddelerin ahlakından müstesnadır.” Bir başka deyimle ,Kongrede sanayi ve işçilerini temsil edenler,tarım işlerinde çalışıp Kongrede temsil edilemeyen işçilerin çıkarlarını savunmayı düşünmemişlerdir.
Eldeki belgelerden anlaşıldığına göre Kurtuluş Savaşı’nın sürüp gittiği yıllarda bile Ankara Hükümeti imkanlar ölçüsünde sosyo-ekonomik konularla ilgilenir ve uğraşırken, bu arada madencilik konusuyla da ilgilenmiş,özellikle Zonguldak Kömür Havzası’ndaki durum gözden kaçmamıştır. Kongrede bu duruma da değinilmiştir.
Bu kongrede alınan kararların çoğu zamanla tatbik edilmişse de, özellikle tarımla ilgili maddeler günümüzde dahi tam anlamıyla amacına ulaştırılamamıştır. Netice itibariyle, İzmir İktisat Kongresi ile başlayan bir fikri gelişmenin oluşması, ekonomik envanterlerin belirlenmesi, model arayışları ve belli ölçüde uygulamaya başlama dönemidir. Bu dönemde ekonominin sahip oldukları ve olmadıkları belirlenmiş, ekonomik hedefler tayin edilmiş, karma ekonomi modelinin temelleri hazırlanmıştır.
17 Şubat - 4 Mart 1923 tarihlerinde İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresinin en önemli kararlarını şöyle sıralamak mümkündür.

1. Hammaddesi yurt içinde yetişen veya yetiştirilebilen sanayi dalları kurulması gerekmektedir.
2. El işçiliğinden ve küçük imalattan süratle fabrikaya veya büyük işletmeye geçilmelidir.
3. Devlet yavaş yavaş iktisadi görüşleri de olan bir organ haline gelmeli ve özel sektörler tarafından kurulamayan teşebbüsler devletçe ele alınmalıdır.
4. Özel teşebbüslere kredi sağlayacak bir Devlet Bankası kurulmalıdır.
5. Dış rekabete dayanabilmek için sanayinin toplu ve bütün olarak kurulması gerekir.
6. Yabancıların kurdukları tekellerden kaçınılmalıdır.
7. Sanayinin teşviki ve milli bankaların kurulması sağlanmalıdır.
8. Demiryolu inşaat programına bağlanmalıdır.
9. İş erbabına amele değil, işçi denmelidir.
10. Sendika hakkı tanınmalıdır.

Saat 10′ da başlayıp, 11,15 de kapanan ilk oturumda alınan aşağıdaki genel karalar, şöyledir;

Madde-1: Türkiye, milli hudutları dahilinde, lekesiz bir istiklal ile, dünyanın sulh ve terakki unsurlarından biridir.
Madde-2: Türkiye halkı hakimiyetine, kanı ve canı pahasına elde ettiğinden, hiçbir şeye feda etmez;ve milli hakimiyete müstenit olan meclis ve hükümetine daima zahirdir.
Madde-3: Türkiye halkı, tahribat yapmaz; imar eder. Bütün mesai iktisaden memleketi yükseltmek gayesine matuftur.
Madde-4: Türkiye halkı, sarf ettiği eşyayı mümkün mertebe kendi yetiştirir. Çok çalışır, vakitte, servette ve ithalatta israftan kaçar. Milli istihsali temin için icabında geceli gündüzlü çalışmak şiardır.
Madde-5: Türkiye halkı, servet itibarile bir altın hazinesi üzerinde oturduğuna vakıftır. Ormanlarını evladı gibi sever, bunun için ağaç bayramları yapar ; yeniden orman yetiştirir. Madenleri kendi milli, istihsali için işletir ve servetlerini herkes den fazla tanımağa çalışır.
Madde-6: Hırsızlık, yalancılık, riya ve tembellik en büyük düşmanımız; taasubdan uzak dindarene bir selabet her şeyde esasımızdır. Her zaman fa ideli yenilikleri severek alırız. Türkiye halkı mukaddesatına, topraklarına, şahıslarına ve mallarına karşı yapılan düşman fesat propagandalarından nefret eder ve daima bunlarla mücadeleyi bir vazife bilir.
Madde-7: Türkler, irfan ve marifet aşığıdır. Türk, her yerde hayatını kazanabilecek şekilde yetişir; fakat her şeyden evvel memleketinin malıdır. Maarife verdiği kutsiyet dolayısıyla ( Mevlûdu şerif) Kandil günü, aynı zamanda bir kitap bayramı olarak tes’id eder.
Madde-8: Birçok harpler ve zaruretten dolayı eksilen nüfusumuzun fazlalaşması ile beraber sıhhatlerimizin, hayatlarımızın korunması en birinci emelimizdir. Türk mikroptan, pis havadan, salgından ve pislikten çekinir, bol ve saf hava, bol güneş ve temizliği sever. Ecdat mirası olan binicilik, nişancılık, avcılık, denizcilik gibi bedeni terbiyenin yayılmasına çalışır. Hayvanlarına da aynı dikkat ve himmeti göstermekle beraber cinslerini düzeltir ve miktarlarını çoğaltır.
Madde-9: Türk, dinine, milliyetine, toprağına, hayatına ve müessesatına düşman olamayan milletlere daima dosttur; ecnebi sermayesine aleyhtar değildir. Ancak kendi yurduna kendi lisanına ve kanununa uymayan müesseselerle münasebette bulunmaz. Türk, ilim ve sanat yeniliklerini nerede olursa olsun doğrudan doğruya alır ve her türlü münasebette fazla mutavassıt istemez.
Madde-10: Türk, açık alın ile serbestçe çalışmayı sever; işlerde inhisar istemez.
Madde-11: Türkler, hangi sınıf ve meslekte olurlarsa olsunlar, candan sevişirler. Meslek, zümre itibarile el ele vererek birlikler, memleketini ve birbirlerini tanımak, anlaşmak için seyahatler ve birleşmeler yaparlar.
Madde-12: Türk kadını ve hocası, çocuklarını iktisadi misaka göre yetiştirir.

Musatafa Kemal’in Kongreyi Açış Konuşması’ndan:
“…EFENDİLER !
Tarih, milletlerin, yükseliş ve çöküş nedenlerini ararken birçok siyasi, askeri, içtimai sebepler bulmak da ve saymaktadır. Şüphe yok, bütün bu sebepler, sosyal olaylarda da etkilidir. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselişiyle alakadar ve münasebetdar olan, milletin iktisadiyatıdır. Hakikaten Türk Tarihi tetkik olunursa bütün yükseliş ve çöküş nedenlerinin bu iktisat meselelerinden başka bir şey olmadığı anlaşılır.
EFENDİLER!
Tarihimizi dolduran bunca muvaffakiyetler, zaferler ve yahut mağlubiyetler yıkılış ve felaketler bunların kaffesi vukua geldikleri devirlerdeki ekonomik durumumuzla münasebatdar ve alakadardır. Yeni Türkiye’ mizin layık olduğu mertebeye ulaştırabilmek için behemehal iktisadiyatımıza birinci derecede önem vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü zamanımız bir iktisat devresinden başka bir şey değildir.”

kaynak wikipedia.

Hala güncel olduğunu düşünüyorum (bir kaza sonucu silinmişti).

Posted by admin under genel, özgür yazılım ve özgür felsefe on Ekim 23rd, 2008.

Türkiye’nin bağımsızlığından
başka bir şey istemedim.
Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz.
Ve ben 24 yaşındayken kendimi
Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.

Bizlerin tek özlemi tahsil sırasında bulunmamıza rağmen Türkiye’nin bağımsızlığıdır. Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye’nin bağımsızlığını temin edemedik.

Biz 50 sene evvel Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin çocukları olarak Kurtuluş Savaşı’nın gerçek tahlilini yapmaya her zaman için muktediriz. Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye Kurtuluş Savaşı’nı yapmak için Samsun’a çıkanlara İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki, Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşı’na iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul’da bulunanlar bunları yapanlara eşkıya demiştir.

1950 tarihinde Amerikan emperyalizmi iktidara geldi. Demokrat iktidar 27 Mayıs 1960′da tarihe gömüldü. Demokrat Parti gitti, bunun gitmesiyle tellaklar değişmedi. 27 Mayıs’ı kastetmiyorum, bundan sonrasını kastediyorum. Hamam aynı fakat bu defa da tellaklar değişti. Amerika bu dönemde imdada yetişip İnönü’yü düşürdü, Demirel’i iktidara getirdi.

Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz

Öğrenci hareketlerine gelince, Türkiye’de öğrenci olayları 50-60 senedir eksik olmamıştır. Sultan Hamit’in Tıbbiye talebelerini Sarayburnu’ndan denize attığı tarihten itibaren öğrenci hareketleri Türkiye’de devam edegelmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında faşizme hayır diyen gençler ilerici gençlerdi. Ve 28 Nisan 1960 tarihinde özgürlük savaşı veren gençlerdir. Amerikan emperyalizmi tarafından İnönü hükümetten düşürüldüğünde protesto gösterisi yapan gençler ilerici gençlerdir. Anayasa’ya Bağlılık Mitingi’ni de bizler yaptık. O günün mitinginde iktidarın kiralık adamlarından ve polisinden dayak yiyen de gene bizlerdik.

1968 senesine gelince, üniversiteler öğrenciler tarafından işgal edildi. İşgalleri gayet meşru idi ve kürsü ağaları dahi bu işgallerin haklılığını hiçbir zaman inkar edemedi. Aynı yılın Temmuz ayında Amerikan Filosu’na karşı gösteri yapanlardan Vedat Demircioğlu polis tarafından hunharca öldürüldü. İktidarın kiralık kuvvetleri ve polisi hunharca devrimcilerin üzerine saldırdı. 20′ye yakın devrimci öldürüldü. Bunların hiçbirinin katili bulunamadı. Polis karakolları işkencehane haline getirildi. Hiçbir savcı buna karşı çıkmadı. Fikir özgürlüğünü ve Anayasa’yı paravan yapanlar “önceden Atatürkçü geçinirken O’nun fikir ve şahsiyetini de küçük görmeye başladılar, sadece Mustafa Kemal tarafını beğeniyorlardı.” suçlamasını kesin olarak reddediyorum ve asla kabul etmiyorum. Diğer yurtseverler de bunu kabul etmez.

Gerçekler örtülmek isteniyor. Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. Onun İstiklal-i tam prensibini, ve onun istiklal-i tam Türkiye idealini yalnızca biz devam ettiriyoruz.

Anayasa’yı en fazla savunan bizleriz

İddianame’de bizim Anayasa’yı cebren ilgaya teşebbüs ettiğimiz ileri sürülmektedir. Öteden beri arzetmiş olduğum gibi, bu ülkede Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler. Bile bile iddia makamı bizim Anayasa’yı ilgaya teşebbüs ettiğimizi ileri sürmektedir.

İdddia makamı bizim vermekte olduğumuz Bağımsızlık Savaşı’na karşıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na karşı, reformlara karşı ve bu nedenle bizim Anayasa’yı ilgaya teşebbüs ettiğimizi ileri sürmektedir. Çünkü Süleyman Demirel hâlâ ortada gezmektedir. Kudreti yetiyorsa Süleyman Demirel hakkında aynı şekilde dava açsın, onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya alışmışlardır.

Amerika sizin döneminizde ülkeye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız

Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil sizlersiniz. Çünkü Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye’ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız. Ve Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız. Ta ki 38 yurtsever subay ses çıkarana kadar ve onları devirene kadar. Ve bugün aynı savcılar bu şahıslar hakkında da idam kararı istemektedir. Süleyman Demirel’in Anayasa’yı ihlaline ve despotizmine ve ülkeyi Amerika’ya satmasına ses çıkarılmadı.

Ve meydanlarda bunlara karşı bizler dövüşmek zorunda kaldık, bizler kurşunlandık. Ve sonunda idam isteğiyle buraya getirildik

Bizim düşmanımız
Amerikan emperyalizmi ve yerli işbirlikçileridir

Dediğim gibi Türkiye’yi bu hale getiren eski yöneticilerin bütün suçları bize yüklenmek istenmektedir. Bütün eski idarecilerin suçu bize yükletilmek istenmektedir.

Türkiye’nin bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türkiye halkına armağan ettik. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir. 12 Mart Muhtırası muvaffak olmasaydı bizi itham eden makam onları da aynı şekilde itham ederdi. Buna da kanaatim tamdır. 12 Mart Muhtırası Anayasa’nın uygulanmadığını iddia etmektedir ve parlamentoyu açıkça suçlamaktadır.

Biz strtaejik olarak düşüncelerimizi hiçbir zaman saklamayız. Hangi şartlar altında olursak olalım bunu açıkça söyleriz. Düşüncelerimizi mezara kadar götürürüz. Nasıl burada namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşuyorsak düşüncelerimizi her zaman açıkça ifade ederiz. Bizim Anayasa’yı ilgaya teşebbüs gibi bir kastımız bulunsaydı, bunu da burada açıkça söylemekten çekinmezdik. Bizim böyle bir amacımız yoktur.

Bizim düşmanlarımız Amerikan emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileridir. Yani emperyalizm ile işbirliği yapan patronlar, feodal mütagallibe yani bezirgânlar, tefeciler. Toprak ağaları ve diğer işbirlikçileri ve bizim bütün eylemlerimiz bu hedefe yönelmiş bulunmaktadır. Bunun dışında başka bir hedefimiz yoktur.

Milyon metrekare vatan toprağı işgal altındayken mili bütünlüğü bozmakla suçlanıyoruz

Bizim kişi güvenliğini, mülkiyet hakkını, egemenlik ilkelerini, milli bütünlüğünü bozmak için harekete geçtiğimiz iddiaları vardır. Kişi güvenliğini ihlal edenler kimlerdir. Bunu evvela tesbit etmemiz lazım. Karakollarda işkence gören bizler olduk. Meydanlarda kurşunlanan yine bizler olduk. Bakanların emriyle hapishanelere atılan bizler olduk. Buna rağmen kişi güvenliğini bozan olmakla itham ediliyoruz. Yukarıda anlatılan asıl kişi güvenliğini bozanlar ise serbestçe meydanlarda dolaşmaktadır.

Mülkiyet hakkını ortadan kaldıracağımız iddia ediliyor. Bizatihi Anayasa mülkeyet hakkını toplum yararına kısıtlamıştır. Mutlak mülkiyet hakkı tanımamıştır. 50 köye sahip bir toprak ağasını anayasamız kabul etmemiştir. Egemenlik ilkelerine karşı çıkanlar halkın sırtından geçinenlerdir.

Ayrıca milli bütünlüğe karşı çıkmakla da suçlanıyoruz. 101 tane Amerikan üssünün bulunduğu ülkede bizim milli bütünlüğü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadır. Milyon metrekare vatan toprağı işgal altındayken bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür.

21 yılın hesabını 21 gençten sormak istiyorlar

Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı. İddianame baştan beri sırf kelle istemek maksadıyla hazırlanmıştır. Şeklen de hukuk mantığından mahrumdur. Hukuki kıymet ve değerden mahrumdur. 21 yılın hesabını 21 gençten sormak maksadıyla ve suçluların telaşı içerisinde hazırlanmış bir iddianamedir.

Ben şunu iddia ediyorum ki, hareketimiz tamamen Anayasal bir harekettir. Anayasa’nın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. Bu sebeple Anayasal bir davranışta bulunduk. Yaptıklamızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum.

Türkiye’nin bağımsızlğından başka bir şey istemedim. Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün. Ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armğan etmekten onur duyuyorum. Bu bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz

Deniz Gezmiş

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Özgürlük için Pardus-Linux.Org!